Türkiye’deki 1200′ü aşkın turistik tesiste, bir yılda tüketilen toplam yiyecek miktarı 1 milyon tonu, içecek miktarı da 600 bin tonu aşıyor.

Antalya çevresindeki antik kentlerin en ilginçlerindendir. Toros Dağları üzerinde 1050 m. yükseklikte kurulmuş bir Pisidya kentidir. Termessos Ulusal Parkı içinde bulunması ve koruma altında tutulan çok sayıda bitki ve hayvan türü ile birarada bulunup eşine az rastlanır bir sentez oluşturması ayrı bir özelliğidir Termessos’un.
Antalya-Burdur karayolunun 11. km.’sinden Korkuteli yönüne dönüldüğünde 14 km. sonra Termessos işaret levhası görülür. Buradan Termessos’un uzaklığı 9 km.’dir. Termessos’u gezmek için biraz zaman ve biraz da yürümeyi sevmek gereklidir. Çünkü kent tamamen dağlık ve engebeli bir alanda kuruludur.
Termessos insanlarına Solym’ler denilmektedir. Solym’ler diğer antik kentlerdekinin aksine denizden gelen kavimler değildirler. Tamamen Anadolu kökenlidirler. Termessos’un bilinen tarihi Büyük İskender’in İ.Ö. 333 yılında Termessos’u kuşatmasıyla başlar. İskender, şahin yuvasına benzettiği bu kenti alamamıştır. Termessos İ.S. V. yüzyıla kadar varlığını sürdürebilmiştir. Kent Surları, Hadrian Kapısı, Su Sarnıçları, Tiyatrosu, Gymnasiumu, Agorası, Odeonu ve Hereonu kentin önemli yapıtlarından bazılarıdır. Geniş bir alana yayılmış mezarlığı, Alketas, Agatemeros ve Arslanlı Mezar gibi anıt mezarlar herkesin hayranlığını toplamaktadır.
Senenin son demlerini yaşadığımız sakin bir pazar sabahı geç saatte uyanıp da, penceremizi açıp şöyle derin bir nefes almak için gerindiğinizde, hemen komşu ağaçtaki kuşçuk, bize güzel sesliyle sesleniyor . Küçücük bir kuşun hayat dolu bu seslenişi bir yana, ciğerlerimize çektiğimiz “göreceli” de olsa temiz hava içimizdeki ilkbahar özlemini gıdıklıyor. Ve o pazar kendinizi sonbaharın rehavetine kaptırmamaya karar veriyoruz. Kendimizi en yakın ormana atmalı bu pazar.
Büyükada
Büyükada köşkleri, kulüpleri ve oturanları ile diğer adalardan biraz farklıdır. Deyim yerindeyse Adaların metropolüdür. Burgaz ile Kınalı ise daha “mütevazi” adalardır. Büyükada’nın dört tepesinden en yüksek olanı adını Aya Yorgi Kilisesi’nden alıyor. Günümüzde Yüce Tepe denir oldu. Diğer tepe de adını üzerindeki Khristos Manastırı’ndan alıyor. Aya Yorgi 23 Nisan ve 24 Eylül günleri çok kalabalık olur. Her dinden insan toplanır ve dua edip dilekte bulunurlar. Yan taraftaki kafeteryada da Aya Yorgi’nin özel şarabı içilir.