Polenezköy

Hafta sonu havanın güzelliğinden yararlanıp atalım kendimizi doğaya dedik. Tutkunu olduğumuz F1 yarışnı izlediğimiz için evden çıkmamız 12:00’yi buldu. Meraklısı bilir bu hafta sonu Malezya GP vardı. İ için bu saate kalmışsan dışarı çıkmak için acele etmelisin, biraz daha oyalanırsan hele hiç durma vazgeç bu sevdadan. Yoksa trafikte geçireceğin birkaç saatin ardından ne gideceğin yerden keyif rsın ne de yiyip içtiklerinden.

Nereye gidelim diye düşünürken, biraz orman havası r, çiçek, kuş, bö görürüz diyerek yolunu tuttuk. Niyetimiz ’deki Tabiat Parkında yürüyüşümüzü yapmak ve kalabalığa karışmadan dönmekti. Polonyalılar tarafından kurulan bu köy hakkında daha önce yazılar yazıldığı için işin tarihçe kısmına hiç değinmiyorum. Biz parkura girişinden başladık. Yerlerde sonbahar ve kış izlenimini oluşturan kurumuş yapraklar olsa da ağaçn yavaş yavaş ilkbahar giysilerini giymeye başladığını görmek, doğadaki uyanışı görmek insanın enerjisini arttırıyor.

5 km’lik parkuru tamamlayabilmek için enerjiye de fazlasıyla ihtiyacımız var doğrusu. Gördüklerimizi fotoğraflayabiliyoruz ama ya duyduklarımız. Ne güzeldi kuşn şakıması.

Yaşadığımız ılıman ve yağışsız kış mevsiminin etkileri her yerde kendini hissettiriyor. Dereler yaz sonu gibi cılız, gölcükler fotoğrafta da görülgüğü gibi su birikintisi şeklinde. Bu manzarayı görmek tedirgin ediyor insanı. En son 1-1, 5 yıl kadar önce gittik ’e. Yürüyüş yolunun kenarından ormanı bölen tel çiti çekilmiş. Ne zaman ve merak ettik doğrusu. Bilen varsa nedenini öğrenmek isterim.

’de genellikle kendin pişir-kendin ye tarzındaki yerlerde mangal keyfi yapılır. Biz hem et yemek istemediğimiz hem de uzun uzun oturmak istemediğimizden ayran ve gözleme yetindik. Hem ayran hem de gözlemeler gerçekten nefisti.

Arabaya ulaşmak için neyse ki az yolumuz kalmıştı. Yoksa bu dolu mideler yürümek sanırım imkansız olurdu. Kütüphanenin ındaki parkta ağaç oyma yapılmış heykeller gördük. İşte onlardan bazıları. Bu heykelleri kimin yaptığı ya da buraya nereden geldiği konusunda bilgi almaya çalıştıksa da sorduğumuz iki kişi farklı tezler ileri sürdü.

Birine bu heykelleri Polanyalı’lar yapmıştı.

Diğerine ise geçen sene nı hatırlayamadığı üniversite öğrencileri burada bu çalışmaları yapmışlardı.

Sanırım ikincisi daha akla yatkın.

Yolda yürürken daha önce hiç açıkken göremediğimiz Zosia Teyzenin Anı Evinin olduğunu gördük. Burası sadece Pazar günleri 11:00-13:00/14:00-16:00 saatleri arasında gezilebiliyormuş. O dönemler hakkında bilgi almak için güzel fırsat bu anı evini gezmek.

Özellikle İ’da yaşayan biz ve bizim gibiler için 4-5 yıl aynı evde oturmak büyük lüks iken Zosia Teyze’nin hayatını bu evde geçirmiş olduğunu öğrenmek şaşırttı ve düşündürdü beni. Yanlış hatırlamıyorsam öldüğünde 83 yaşında imiş Zosia Teyze. 83 yıllık yaşamında kim bilir o evde neler yaşamıştır, o ev nelere tanık etmiştir.

Dönerken gördüğümüz ters yöndeki trafik zamanlama konusunda ne kadar isabetli seçim yaptığımızı anlattı bize. Trafiğe kalmadan gidebildiğinizde İ’da nefes nacak yerlerden biri.

Tiryakis

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *
*
*
Anahtar Kelimeler: Polenezköy , Polenezköy Otel, Polenezköy Oteli, Polenezköy Otelleri, Polenezköy adresi, Polenezköy bilgileri, Polenezköy Otel Rehberi, Polenezköy Otel bilgileri, Polenezköy Otel, Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon
Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon TopOfBlogs