Gap turu

Yolculuğumuz gece başladı. , Pozantı üzerinden gidiyoruz. Toros Dağları dört ımız kapladı. Bolkar dağndan beslenen Çifte han kaplıcalarının dağın eteklerinde yapılanmış tesislerinde konakladık. Şeker pı kaynak sularını geçerek Pozantı’ ya yol yoruz. Tekir yaylasında temiz oksijeni bol hava ciğerlerimizi bayram ettirdi. seviyesinden 2.100-2900 metre yükseklikteki çam ağaçları kaplı tepelerden geçiyoruz. Hava çok sı değil yağmur çiseliyor. Gülek boğazını geçip ’ a vardık. Artık insanoğlunun tarihinin yazıldığı ilk yerleşim yerlerindeyiz. Hıristiyan aleminin en önemli yerlerinden biridir. Aziz Jean Poll burada doğmuş. ’ta şelalenin serinliğinde kiremitte alabalık yedik, tadına doyamadık. Cleopatra kapısı ve Eshab-ı Kefh (mağ arkadaşları) gezilerini yaptık. Kraldan kaçan 7 arkadaş ve yol göstericinin sığındığı mağarada 309 yıl uyuduktan sonra mağaradan çıkıp ekmek almak isteyince verdiği paranın geçerli olmadığını görüp tanrıya yalvarıp bizi bu kadar yıl uyuttun bundan sonra da insanlarla karşılaştı diyorlar ve tanrı tarafından yukarı ndıı söylenir. Dağın eteğinde alan ilginç mağarayı gezdik. Gezimizin ilk günü çok yorulmuştuk. ’deki otelimize doğru yol aldık.

çok mlı temiz şehir. Tü’nin geliri gideri az sayılı şehirlerinden birisi. Kahvaltıdan sonra heyecanla yola koyulduk kasabasında tarafı dağın eteklerinde kalmış yıkıntılar tarafta alabildiğine uzanıyordu. Astım mağarasına gittik. sarkıt ve dikitlerin cilveleştiği bazı yerde kavuşup öpüştüğü çok ilginç oluşumları hayranlıkla izledik. Çok zor nefes yorduk her halde astımlı olmadığımızdan .

de Cennet ve cehennem obruklarına ( altı mağarasının üstü ağır basınca çökmesinden çukurlar) vardık. Cehennem 128 metre derinlikte sarp kayaların çevrelediği korkunç çukur. aşağı inmemize izin verilmedi. ancak dağcı olmak gerekliymiş. Eğer cehennem böyleyse vay halimize diye iç çektik. Cennet 423 basamaktan yeşillikler içinde mağ zorlu iniş yolculuğu başladı. Zemin çok kaygan düşe kalka İnmeye başladık. Yarı yolda belki de dünyanın ilk kilisesi bizi karşıladı. Görüntü harikaydı. Yıllara inat hala ayaktaydı. Ve nihayet zemine vardık. nda geçen akar suyunu görmeden gürültüsünü duyup serinliğini hissettik. (Yunan mitolojisinde iyi insanları ölünce bu çukura atarlarmış. Kötü kalpli insanlarıysa Cehenneme) Çıkış daha zordu. Nefes nefese çıktık. Kısaca Cennet müthiş güzeldi.Umalım gideceğimiz olur. Çıkışta bizi buz gibi ayranı sunan garsonlar karşıladı. Kız Kalesine uğramadan olur mu hiç.Kızını koruyan kralın ortasında yaptırdığı ve mezarı ilginç kalenin resimlerini çektik.

’ ya vardık. ’ın Kangal ilçesinden doğan Nehrinin ında lokantada karnımızı doyurduk. Elbette ki kebap yedik. Başka seçeneğimiz yoktu. 32 metre yükseklikteki Saat Kulesini gördük. Ulu cami muhteşem minaresiyle karşıladı bizi. 1541 yılında Ramazan oğulları tarafından inşa ettirilen 26 kubbeli cami. Çok yorulmuştuk ve otelimize geldik.

Sabahın sında p ’ya doğru yolculuğumuz başlayacaktı dünkü yorgunluğumuzdan eser yoktu. İlk istikamet İskenderun. Yolumuz uzak ve şartlarımız çetindi. Çukurova uçsuz bucaksız bize eşlik ediyordu. Zümrüt renkli nehrini geride bıraktık ve İskenderun körfezini geçerek yolumuza devam ettik. Sağımızda Akdeniz solumuzda Amanos Dağları yol yoruz. İskenderun geride kaldı ’ya yola devam ediyoruz. Meşhur Ormancı türküsünün çıktığı Belen ilçesini geçtik dilimizde türkü. zamanların ünlü Soğuk oluk’u dağın zirvesinde karşımızda duruyordu. Yalnız o göreviyle değil zenginlerin yerleşim alanı . seviyesinden 740 metre yükseklikteki Belen geçidini geçtik. Kulaklarımız tıkandı. Amik ovası ayaklarımızın nda misali lıyordu. Püfür püfür esen rüzgarla serinlemek için kısa süre mola verdik. Tarihte en kısa süreli devlet ’ya varıyoruz nihayet. 1938 yılında sınırlarımıza lan dağın eteğinde kurulan ST PAERRE kilisesini geziyoruz. İsa peygamberin dünyadan ayrılmasından sonra kurulan beş kiliseden birisidir. (İ-İskenderiye- ve Kudüs) Harap kilise sadece ST PAERRE’nin kürsüsü ve İsa peygamberin büstü . Freskler rutubetli ortam olduğu için tamamen kaybolmuş. İlk Katolik kilisesi bilinmektedir. Katolikler için Hac kilisesidir. Tıpkı bizim Kabe’miz gibi. ’ye gidip acıkan karnımızı özel soslu ızgara tavukla doyurduk, yorulan bacaklarımızı dinlendirdik. Birazda alış veriş tabi ki .Yemekten sonra mozaik müzesini gezdik. Bu müze şu anda dünyada 2.büyük müze.1.müze Mısır’dadır. İlk girişte lahdi karşılıyor mermer lahit görülmeye değer. Bu lahitten iki n erkek ceset çıkmış ve iskeletleri sergilenmektedir. Kadıın mücevherleri çok ince zevkin ürünü. Bu şahane mozaiklerin görüntüsünü almak mümkün olmadı maalesef. Kameramın olmadığına çok üzüldüm. Apollo’ dan Herkül’ e Herakles’ ten Afrodit’e kadar sayısız heykel ve mozaik gözlerimize tek manzara. Pamuk tarlalarını seyrederek ’e yol yoruz. Kiliste kaçakçılar çarşısını gezdik şaşaalı hali yoktu ama alış veriş yapmadan da yapamadık.

’ e doğru yola çıktık ve saat sonra otelimizdeydik Çok yorulmuştuk ve n için enerji toplamamız gerekiyordu.şimdi dinlenme vaktiydi. Sabah erkenden yola koyulduk (Zeugma ve Samsat Fırat ve Dicle nehirlerinde tek geçit olduğundan insanlık için çok önemli.Samsat hiç ı yapılmadan Atatürk barajı nda kalmıştır acı kayıptır insan oğlu için.Şu an için Zeugma’ nın sular nda kalma tehlikesi yok) arkeoloji müzesini gezdik.Burada Zeugma’ dan kurtarılan anlatılamayacak güzellikteki mozaikler sergileniyor.Tablo gibi bu mozaikler adeta tablo gibiydi.Hele o çingene kıza hayran kaldım.Ne taraftan bakarsanız n gözleri sizi takip ediyordu.M.Ö 1.yıldan kalma eserler anlatılamaz ancak görülür. sedef kakma atölyelerini gezdik sedef kakma sanatı dan beri süre gelen çok emek isteyen meşakkatli sanat.atölyede yapım ustalarını seyrettik hayran kaldık.’ e gelip baklava yemeden olur mu hiç de fıstık almadan.Çarşıyı tam manasıyla didik, didik ettikten sonra Zeugma’ya doğru yola çıktık.Nizip’i geçip vardık.Fırat gelin edasıyla süzülerek uzanıyordu önümüzde.Zeugma antik kentinde öyle Efes harabeleri’ nde ki gibi kucaklayacak eserler görünürde yok.Hem kötü niyetli insanlardan hem de doğal felaketlerden korumak için killi toprak na saklanmış arkeologlar tarafından.Fırat harika görmeye değer.Zeugma höyüğünün üstüne kurulmuş Türk köyü Belkıs ne yazık ki sular nda aynı kaderi paylaşmakta.Hüzünlü ayrılışla Birecik’e yol yoruz.Nesli tükenmekte ve tek eşli Kelaynak kuşnı görmek için yaşatma ve çoğaltma işleminin yapılan çiftliğe gidiyoruz.Dünyada 66 adet kalan kel kuşlar harika görünüyorlar. Doğduktan sene sonra doğal yerleri Nil nehri’ne gidip dört yıl sonra çiftleşmek için dönerlermiş.

Viran şehir-Kızı üzerinden ’e varıyoruz.Suriye sınırından geçiyoruz.Harran ovası alabildiğince gözlere tek manzara.Yollar bitmez bizde enerji bitti ve ’ de otelimize gidiyoruz.Eyvah unutmuşuz bu gece Sıra gecesi var ve hazırlanmamız gerekli çok da yorulmuştuk ama kaçırılmaz.Sıra gecesi akşam dokuzda başladı Ergin kardeşler saz ekibi otantik kıyafetleriyle yerlerini aldılar.Gece üçe kadar harika vakit geçirdik.Türkü türkü Tü ‘yi dolaştık.Sazlar çndı türküler eşliğinde halay çekildi.Saz ekibi ayrılana kadar odamıza gidemedik.Canlı sıra gecesi ilk defa yaşıyorduk.Seyretmekten daha güzel ve zevkli inanabilirsiniz.Davulcuların düeti görülmeye değerdi.

Gecenin yorgunluğuyla ve mutlu kalktık.Sabah dingin hava karşıladı bizi ’de kim derdi ki iki sene öncesinde buralardaki insanlar terörden korkulu yaşıyorlardı.Herkesin yüzü güleç etrafı gezdirdiler.Kahvaltıdan sonra ’ de şehir turu yaptık. İpek yolu üzerinde küçücük yerleşim yeri.Kaçakçılar çarşısını gezdik.Suriye Kamışlı sınırından geçiyoruz.’de ilk okul gezisi yaptık Teneffüste çocuklarla sohbet ettik resim çekildik ve adreslerimiz aldık yazışmak için. tarihlerin geçtiği önemli yerleşim yeri. kalesini Timurleng gibi savaşçı bile fethedememiştir.Süryanilerin ülzaferan manastırına vardık.Bizi yetkili kişiler karşıladı.Manastırda 4000 yıl önce yapılan Güneş tapınağı bölümü çok ilginçti. dağın eteklerine inşa edilmiş çok sı olduğu için çatı karyola koyup yatarlarmış ve akrepten korunmak için ya mavi cibinlik yada karyolanın ayaklarının na tasla su koyarlarmış.Sokakları labirent gibi.Bu insanlar evlerini nasıl buluyorlar diye merak ettik. evlerini anlatılmaz güzellikteydi.Adeta taşı dantel gibi işlemişlerdi.Zincirice Medresesi ve Ulu Camiyi gezmek için fırsatımız oldu. binalar ve güzellikler o kadar çoktu ki birkaç saat değil ancak on gün gerekliydi.Gazi Paşa İlk okulu ve Kız meslek lisesini gezdik. Sanki taşı nakış işlemişler. Bu kadar güzel okulları görünce öğrenci olmak geldi içimizden.Çocuklarla resim çekildik adreslerimiz aldık.Eksikleri olmadığını, burada mutlu olmadıını yani her şeyi konuştuk.Hüzünle ayrıldık bu sı insanlardan.Karnımız acıktı ve ’in ünlü kaburga pilavını yedik buz gibi ayran da arkadan, dinlenmiştik.

Midyat’ta Telkari gümüş işleme ustalarını gördük ve tabi ki alış veriş.Hasankeyf ‘e varıyoruz.Yol boyunca Midyat dağları tarafta tarafta da petrol çıkan Raman dağları sarmıştı etrafımızı.Dicle nehri kıvrılarak akıyordu. Halen yaşanan mağaraları gezdik .Valilik tarafından eğitilen ve kokartlı küçük rehberler bize eşlik etti.Her biri cin gibiydiler.Okullarından , ailelerinden ve zorlu yaşamlarından konuştuk.Kaç dil biliyorsunuz diye sorduğumuzda dört dil diye gururla cevap verdiler.(Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce) inanamadık.Taş köprü inanılmaz hala Dicle’nin üzerinde görevini yapıyor.Kale çok güzeldi. Kuş bakışı seyrettik Hasankeyf’i

üzerinden Diyar r’ da ki otelimize gidiyoruz.Dinlenip n için enerji toplayacağız.Sabah yağmurla uyandık surlarını gezmek için Kahvaltıdan sonra otobüslerimize bindik .Surları gezdik .Siverek üzerinden ’ ya vardık.Harran ovasına doğru gidiyoruz.(Tanrı yüzünün yaratılmasını altı günde tamamladı ve yedinci gün yaptı).İlk peygamber Hz.İbrahim Harran’da doğdu.İlk kitap Tevrat Musa peygambere bu topraklarda indi.Dinler Harran dır.Nehirler arası ülke Anatolya (aşağı ülke)4000 yıllık yerleşim yeridir. dinlerin doğduğu bölge.Bütün dinleri kapsayan ilk medrese Harran da Hz.Ömer tarafından yaptırılmıştır.Burada sadece din dersi değil tıp ve astroloji dersleri de veriliyordu. O günlerde güneş tutulmasını iki saat gecikmeli hesapladıını düşünürsek çok da ileri teknolojiye olduklarını düşünüyoruz.Harran evleri(karıca evler) koni biçiminde görünürde minicik kulübeler içleri otantik döşenmiş güzel evler kapısı insan boyundan kısa eğilerek içeri girilmesi gerekiyor.Ancak uğursuzluk olmasın diye geri , geri girmemizi söylüyorlar. Koni biçimindeki evler tepeden küçük ışık penceresi ve cephesinde on santimi geçmeyen iki pencereyle nlatılıyor.Yörenin kıyafetlerini giyip resim çektirdik.Hava çok sı olduğu için o kalın kıyafetlerin içinde kalamadık.Sin tapınağı dimdik ayaktaydı ve 33 metre yüksekliğinde tepeden yordu bize.Yolumuz klı Göl İstikametimiz Peygamberler kenti Şanlı .Öğlen olduğu için önce yemek yedik. Kebap yedik ve tatlı da yufkadan yapılan Şıllık tatlısı yedik.hafif ve güzel tatlıydı.Ayn-ı Zeliha (Zeliha’ nın gölü) ve klı Göl’ü görmeye değer muhteşemlikteydi.Avlanması yasak şişko balı insanları görünce suyun üzerine çıkıp ağızlarını açıp yem bekliyorlar. birlerini kovalıyorlar yemi yakalamak için.Hz.İbrahim peygamberin doğduğuna inanılan mağaraya gittik.Dualar edip huşu içinde ayrıldık.Çarşı Pazar dolaşmadan olmaz elbette.Gece otelimize gidip dinlendik.

Ve nihayet bu gün ’a çıkacaktık.Öğlen saat birde minibüslere bindik kırk kilometre yolumuz vardı sonra ver elini ’un zirvesi. 1200 metre yükseklikteki dağ ve 700 metre dik yokuş yayan devam edilecekti.Güneşin batışını görecektik.Zirvenin soğuk olacağını söyleyen ’ lıları iyi ki dinlemişiz.yoksa soğuktan hiç şey göremeyecektik.Zirveye varmadan ’yı geçince Karakuş ülüs’ ünü ( başlı anıt mezar) bizi karşıladı.Cendere köprüsü’ nü salınarak geçtik.Ve tırmanma yolumuz başladı.Dik yokuş tırmanmak çok zordu.kimisi eşeklerle çıktı bizse tırmandık zar zor zirveye geldik.Zirvede bizi rüzgar karşıladı giysilerimize ldık ve bize bakan heykelleri , inceledik.İlginç tarihini rehberimiz ca anlattı.50 metre büyüklüğündeki Tanrıları görünce yorgunluk falan kalmadı.Akşam yaklaşmaktaydı Güneş dağn ardına saklanmaya başlamıştı saat 5, 30 da kaybolurken Mehtap kızıldı ve güneş ışıı tanrın yüzünde dans ediyorlardı yedi renk, renk ışık oyunlarını seyretmek nefes almak kadar güzeldi.çok soğuk ve rüzgarlı olmasından dolayı poşularla örtünmüştük.sadece gözlerimiz açıktaydı onlar da bayram ediyorlardı.Mehtapta başka güzeldi. Ya doğuşu nasıldı kim bilir yapacak şeyimiz yoktu geri dönmemiz gerekiyordu. dahaki sefere doğuşunu seyrederiz umarım. Otelimize döndük gece olmuştu.

Sabah kahvaltıdan sonra Kahramanmaraş’ a hareket ettik. İki saatlik yoldan sonra Maraş’ taydık.Meşhur dondurmasını yedik ve şehri dolaştık. doğudaki son durağımız dan ayrılıp Pı başı üzerinden ’ ye vardık. Surlarını gezdik ve Hunat Hatun külliyesi’ nde dolaştık.Hunat Hatun külliyesi 1237-1238 yılları arasında II Alaattin Keykubat’ın eşi Mahperi Hunat Hatun tarafından yaptırılmıştır.İçinde Medrese, Cami, Türbe ve Hamam .Döner kü tahminen 1276 yılında Şah Cihan hatun na yaptırılmıştır.Üzerinde ki kabartmalar çok güzeldi.Alimlerin şehri (Makarrı Ulema) anılmaktadır.Gevher Nesibe Tıp Fakültesi hükümdarı ll.Kılıçaslan’ın kızı na 1205-1206 yıllarında kardeşi l.Gıyasettin Keyhüsrev tarafından yaptırılmıştır.İçinde eğitim ve tedavi yapılan dünyada ilk tıp olma özelliğine . Burada tedavi gö hastalar Gevher Nesibe Sultan’ın vasiyeti üzerine para ödememektedirler.Türbesi de Medresenin avlusundadır. gezmekle bitmez .Ve yolumuza devam etmemiz gerek İlk durak Derbent vadisindeki doğal oluşumları peri bacalarını gördük.kızıl toprakta oluşmuş irili ufaklı tepecikler ilginçti.Daha önce gördüğüm halde yinede zevkle gezdim.’ da çanak çömlek atölyesini gezip acemice çömlek yapmayı denedik.Cam atölyesinde üfleme işini seyrettik minicik kum tanesi ateşi görünce nasılda şeffaf cama dönüşüyor.Şarap imalathanesini gezdik kokusundan sarhoş olduk adeta.Ödüller almış şarabından tattık.Ürgüp hava müzesini gezdik. Müzede 365 adet kilise bize ev sahipliği yaptı.Gizli gizli lan Hıristiyanlar her gün ayrı kilisede ibadet yapmak için kayaların içine oyarak mağ kiliseler yapmışlar.Şimdi de sıra Oniks taş işleme atölyesindeyiz.yarı değerli taşn işlemesi güzel, ilginç ya alması çok pahalı.Dokuma halı atölyesindeyse safha safha ipek halı dokumanın meşakkatlerini gördük.

Seyahatimizin son durağı ’du ve İ’u ve İ da kalanları özlemiştik

Gözümüz, gönlümüz dolu biraz da yorgun evimizin yolunu tutturduk.

12/09/2003 - 22/09/2003

’TA DANS

Güneş inadına parlıyordu

Akşama yüz çevirmişti gün

Feri sönmüş olsa bile

Mehtabı kızıla boyuyordu

Dağn ardına saklandığında

doğum oluyordu sancılı

Uzaklarda başka

Sabah doğuyordu sı

Akşamın ayazı yüzümüzü yalarken

Dudaklarımız çatladı

Oysaki ’ta şenlik başlamıştı

Şaşkın bakışmızın gölgesinde

Zeus inatçı güneşin

Son ışık oyunlarıyla

Canlandı asırlık tozunu silkip attı üzerinden

Utangaç yıldızların yüzünü gösterdiği

Gökyüzünün nda

Sevgili karısını dansa kaldırdı

El çırpıyordu tebaası

Karanlık tamamen kapladığında

’un zirvesini

Dolunay sundu kırmızı şarabı

Tebessümle zeus ve sevgili eşine

Yeniden doğ kadar güneş

Alev almıştı taştan yürekleri

Yorulmak bilmiyorlardı

Uzaktan gelen müzik eşliğinde

Ağır vals le başlayıp

Horon, halay derken

Aldılar sazı ellerine

ık türkü çndı kulağımıza

Yavaş, yavaş gece teslim oldu inatçı güneşe

İlkin yıldızlar saklandı gecenin koynuna

Ay direniyordu güneşin ışıına

En sonunda güneşin sı öpüşüyle

Şarap tepsisini alarak vedalaştı zeus’la

Yanan yürekleri küllendi

Ve taştan oyulmuş yumuşak tahtlarında

Asırlık uykularına çekildiler

Güneşin nda donmuştu her şey.

başkaydı doğumu güneşin

Hareler çiziyordu yontulmuş bedenlerinde

Hissediyordu yürekleri sıcaklığını yaşamın

19/09/2003-ADIYAMAN

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=19129

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *
*
*
Anahtar Kelimeler: Gap turu , Gap turu Otel, Gap turu Oteli, Gap turu Otelleri, Gap turu adresi, Gap turu bilgileri, Gap turu Otel Rehberi, Gap turu Otel bilgileri, Gap turu Otel, Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon
Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon TopOfBlogs