Eskişehir


İlk kez 70′li yıllarda gitmiştim şehir’e tren yolculuğu . O yıllarda Üniversitesi kurulmamıştı henüz. Aklımda kalanlar, içinden Porsuk Irmağı’nın geçtiği, askeri nın olduğu, ortanın biraz üstünde büyüklükte kenti olması idi sadece. Ve de çiğ böreği…

Uzun yıllar sonra, 2003 kasımında sergim nedeniyle düştü yolum bu kez. İyi ki de düşmüş. Gençliğin kenti karşıladı beni. Yaş ortalamasının 20, hatta 19 olduğu, cıvıl cıvıl, dinamik insanların yaşadığı ve enerjileri sizi sarmalayıp içine aldığı, Üniversitesi’nin şehre damgasını vurduğu, Porsuk çayının ıslah çalışmalarının, tramvay projesinin ve sokaklarına heykellerin yapılmaya başlandığı kentle tanıştım.

kereste fabrikasının düzenlemesi yaratılan ’nun dört ından toplanan kapılar yine gemilerden çıkma eşyalar, dümenler, çapalarla restore edilen nargile evi, bar gibi birimler “DOORS” adı nda sunulmuştu. Özellikle de ’dan getirilmiş devasa kapı, bahçeye oturtulmuş hali muhteşemdi. Yine şarap fabrikasının ve bahçesinin restore edilmesi oluşturulan kısımlar ve HAYAL KAHVESİ’nde gençlerle canlı rock müziği dinlemek ve dansetmek harika idi. sebze pazarının restorasyonu oluşturulan “HALLER GENÇLİK İ”, kenarına dizilmiş alışveriş birimleri, mantı, çiğ börek gibi şehir’e has yiyeceklerin sunulduğu minik dükkanları, canlı fasıl müziği bozkır ayazında bile sıcacık ortamı sığınacağınız muazzam büyüklükteki avlusu beni karşıladı.

2003 kasımında çağdaş gezginler gibi duyumsadım kendimi şehir’de. şehri, gençlerin beni saran enerjisi keşfederken, mekanların fonksiyonel şekilde yaşamaya devam etmesinden çok büyük haz aldım. şehir’e gidip de şehir’i ya da ODUNPAZARI’nı görmemek, benim gibi “ evler aşığı”na yakışmazdı tabii. O yıllarda restorasyon çalışmaları başlamamıştı henüz. Rengarenk, cumbalı, iki katlı, ahşap oymalı balkonları evlerin ve daracık sokakların içinde kayboldum gönüllü. Kapı önlerinde dantel ö kadı, alışkın edalarla objektife gülümserken, beni de her ne hikmetse ştı yapan üniversite öğrencisi sanmışlardı (!) Bu durum, 2003 şehir maceramın en büyük ödülü idi tabii bana…

2006′da artık daha yakındı yaşadığım şehir şehir’e. Ve yine gittim defalarca. O çok sevdiğim mekanlar yerinde duruyordu çok şükür. Hatta Doors’a de şarap evi eklenmişti. (Belki de ben keşfetmiştim) Şömine başında, çıtır çıtır yanan odunların sıcaklığı ve aleviyle, sı kırmızı şarap keyfi, hele de dışarıda dondurucu ayaz varsa ve kar da atıştırıyorsa, bambaşkaydı…

Üniversitesi’nin muhteşem kampüsü ve bahçesi, artık tamamen ıslah edilmiş Porsuk ve üzerinde gezinen tekneler, şehrin dört ını kuşatan Nene Hatun, Yunus Emre ve daha çok heykeller, rengarenk, öbek öbek çiçekler, tramvaylar, evleri restore edilmeye başlanan Odunpazarı’nda, Osmanlı evi, minik sergi salonu, üniversite konukevi karşıladı bu kez beni şehir…

’nin her yerine ve tabii büyük merkezlerine “tren” gibi çok , ucuz ve gü ulaşımı şehir’i hala görmemişseniz, gençliğin enerjisinden nasibinizi almamışsanız ve de muhteşem çiğ böreklerini yememişseniz ayıp etmişsiniz!

Aynı zamanda heykel sanatı uğraştığını öğrendiğim sayın YILMAZ BÜYÜKERŞEN, Üniversitesi’nin Tü’nin sayılı üniversiteleri arasında almasını sağlarken, kenti de yaşanılası çağdaş kent ve GENÇLİĞİN CENNETİ haline getirmiş ve bu arada bence gelişmişliğin en büyük göstergesi dokuyu da korumuş.

Ne diyelim, ısı bizim idarecilerin başına! Ya da HER İLE BİR BÜYÜKERŞEN NASİP OLA….

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=31393

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *
*
*
Anahtar Kelimeler: Eskişehir , Eskişehir Otel, Eskişehir Oteli, Eskişehir Otelleri, Eskişehir adresi, Eskişehir bilgileri, Eskişehir Otel Rehberi, Eskişehir Otel bilgileri, Eskişehir Otel, Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon
Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon TopOfBlogs yurtiçi nakliyat