Adrasan

Her şey dahil sistemi çalışan 5 yıldızlı ya da 1. sınıf bizim anlayışımıza oldukça uzak. Daha önce bu tür yerlerde de yaptık ama deneyerek gördük ki biz daha olacağımız, yemek yemek için insanların sürekli koşturmadığı, sıraya girme zorunluluğu olmayan sakin yerlerde yapmayı seviyoruz.

2005 yılında eşimin işi nedeni Eylül sonuna doğru tatile çıkabildik. Okullar da açılmış olduğu için bölgeleri o birbirine çarpacak derecede kalabalıklığından sıyrılmış, sakinleşmişti. Her zamanında olduğu gibi o döneminde de 1-2 hafta öncesinden nereye gitsek, nerede kalsak acaba telaşı başlamıştı. Aklıma daha önce okuduğum röportajdan ADRASAN geldi. Adrasan nı ilk defa Emre Kınay yapılan röportajda duymuştum. Olimposu duymuştum ama hemen ındaki Adrasan çok yabancıydı benim için. Daha sonra internette yaptığım ştırmada evet buraya gidebiliriz fikri gelişti. inceledik, nı ve doluluk durumlarını ştırdık. En çok ilgimizi çeken dökülen iki dereden birinin kenarında “Golden River” oldu. Rezervasyonumuzu yaptırarak çıktık yola.

Sıcakla aramız çok iyi olmadığı için tatillerde tarafını genellikle tercih etmiyorduk. Daha önce tarafına gitmediğimizden buraların bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk. taraf , taraf orman daha ne isterdi ki insan. İ’dan çıkıp ’ya oradan da Adrasan’a giderken yolda fazlasıyla yorulduk. Adrasan’a gelip otelimizi bulduğumuzda yorgunluğa değdiğini hissettik.

Golden River’a dere üzerine kurulmuş köprüden geçerek ulaşılıyor. Derenin üzerine kurulmuş sedirler ve masalar ortama bambaşka hava katmıştı. Deredeki ördekler dışında başka ses duymamak da büyük şehir karmaşasından sonra ruhunuzu dinlendiriyordu.

olurda tekne turuna lmamak olmaz diyerek günümüzü tekne turuna ayırdık. Turda gördüğümüz o birbirinden güzel koylardan daha çok Adrasan’ı İngilizlerin çok sevdiğini ve o turdakilerden birinin 7 yıldır her yaz buraya tatile geldiğini duymak şaşırttı beni. Gerçekten de biz ülkemizi tanımıyoruz. Ben Adrasan diye yerin varlığını öğreneli daha birkaç ay olmuş İngiliz 7 yıl önce burayı bulmuş ve gelmişti. Tü’yi bu kadar az tanıdığımız için burukluk hissettik. Tek tesellimiz şekilde Adrasan’ı duyduk ve geldik.

Adrasan’da ev yemekleri yapan lokanta “Erenler Sofrası” öğlenleri uğrak yerimiz oldu. Yemeklerini yemeden lezzetini anlatmak mümkün değil. Ben size, bizi şaşırtan diğer hususlardan bahsetmek istiyorum. Yemekler klasik restaurant tabaklarında değil, evinizde misafirleriniz için aldığımız 12 kişilik yemek takımı özelliğindeki tabaklarda servis ediliyor. Karnınızı doyurduktan sonra istediğ orta kahvelerin sunumuna hayran olmamak elde değil. Fincanın ında tabağın üzerinde kimi gün akşam sefası, kimi gün cam güzeli. Nasıl zarifliktir bu şekilde yemek ve kahve servisi yapmak.

Eylül ayının ortasından sonra havaların nasıl olacağı belli olmaz derler. Gerçekten de öyle oldu. hafta boyunca günlük güneşlik hava, dönmemize gün kala bozdu. Sabah beş civarı bardaktan boşanırcasına yağan yağmur uyandık. Kahvaltı için indiğimizde günde ortamın yazdan sonbahara geçtiğini gördük. Ağaçlardaki yapraklar yağmurla yere inip örtü gibi kaplamıştı zemini.

Hem fiziksel hem de ruhsal dinlenmiş şekilde tatilimizi tamamlayıp, büyük şehrin karmaşasına geri döndük.

En kısa zamanda tekrar gitmek dileğiyle.

http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=25327

Post a Comment

Your email is never published nor shared. Required fields are marked *
*
*
Anahtar Kelimeler: Adrasan , Adrasan Otel, Adrasan Oteli, Adrasan Otelleri, Adrasan adresi, Adrasan bilgileri, Adrasan Otel Rehberi, Adrasan Otel bilgileri, Adrasan Otel, Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon
Türkiye Otelleri,Türkiye Otel Rehberi,Turkiye Otelleri,Türkiye Turları, Şehir Turları, Oteller, Online Rezervasyon TopOfBlogs